www.karliova.bel.tr  

 

Ana Sayfa
· İlçemizin Tarihçesi
· Coğrafi Yapı
· Ekonomi
· Nüfus Durumu

· Eğitim ve Kültür

· Sosyal Durum
· Sağlık
· Karlıova'da DEPREM

· Turizm

· Yöresel Özellikler
· İz Bırakanlar
· Ulaşım ve Konaklama
· Karlıova'da Yaylacılık
· Resimlerle Karlıova


Karlıova Belediyesi

· Başkanımız
· Görev Yapan Başkanlar

· Meclis ve Encümen Üye.
· Yazı İşleri
· Mali Hizmetler
· Fen İşleri
· Zabıta
· Evlenme
· İtfaiye
· Personelimiz
· Çalışmalarımız

· Karlıova'nın Dünü ve Bugünü

 


 

Mahalli İdareler
· Muhtarlarımız
·
 
Mahallelerimiz
· Köylerimiz


Halk Rehberi

· Bilgi Edinme Yasası
· T.C.Kimlik No
· Vergi Kimlik No
· Emekli Maaşı Hesapla
· SSK
· Bağ-Kur

· Diğer Linkler İçin Tıklayın


Genel
· Basında Belediyemiz
· Haber ve Duyurular
· İhale İlanları
· Telefon Rehberi
· E-Mail
·
 Dilek ve Şikayetleriniz
 

Web Master

 



:::   KARLIOVA ' DA YAYLACILIK  :::
 

               Yayla, çevreye göre daha yüksek anlamına gelir.Fazla engebeli olmayıp düz ve otlaklarla kaplı, suyu bol olan yaylalar hayvancılıkla geçimlerini sağlayan topluluklarca yılın belirli aylarında hayvanlarına taze ot temini ve aynı zamanda hayvansal üretimlerini (süt, Beyaz Peynir,Çökelik,Tulum Peyniri  yağ gibi) yapmak amacıyla kullanılır. Unutulan geleneklerimizden biri de yayla göçleridir. Doğuanadolu  kültüründe yani kültürümüzde yayla adı köklü bir yere sahıptir. Yayla göçleri zamanımızda artık çok az yaşanır oldu.  İlçemiz genelinde pek çok köyümüz insanları yazın yaylaya, kışın ise köye dönerlerdi. Bunun için yayla kelimesinin türkülerimizde, destanlarımızdan büyük yeri vardır.

Bu, kışın sıkıcı günlerinden, kurtulan insanlarımızın doğa ile, sevgilisi ile kucaklaşması idi. Yani özleme yolculuktu. Şimdilerde göçlerin şekli de amacı da, yonü de değişiverdi. Artık umuda göçler başladı. Bu göçün sonunda ayrılık var hüzün var gariblik var.                                                                                                                                    İlçemizde  yüzyıllardır süregelen  yaylacılık kültürü  hareketleri, bir turizm hareketi olarak değil, tarım ve hayvancılık üretimine yönelmiş bir faaliyet olarak yapılmaktadır.  İlk çağlardan günümüze kadar, her devrin kendine özgü koşulları ve  kültürü içerisinde değişme ve gelişme gösteren yaylacılık, Bingöl  Karlıova’ da  eskisi kadar rağbet görmese dahi hala yaz aylarında dışarıda gelen göçerler (Beritanlılar ,Şavaklar) vb. göçebe aşiretler  ve köylerde yaşayan Karlıova halkının bir kısmi ile yayla kültürü   yaşatılmaktadır.  

Karlıova’nın yaylaları rakım olarak 2000 metrenin altına düşmez, Şerefettin, çavresi , kartal yaylası vb. yayların da yeşillik ve soğuk pınarlar eksik olmaz, Çobanların kaval sesleri  gece kuşlarının  cıvıltısı , hayvan böğürmeleri ve at kişnemeleri  birbirine  karışır. Temiz havada akan sesler, insanın kulağına keskin bir kılıç gibi çarpar. 

Yaylaya çıkma zamanı gelmesiyle birlikte  Haziran temmuz  aylarında köylüler guruplar halinde daha önceden belirledikleri bir günde yaylaya gitmek üzere, bir hafta öncesinden göç hazırlıklarına başlanırdı. Göç gününün akşamında lüzumlu olacak kap kacak hazırlanır, denkler tutulur sabahın erken saatlerinde köyde heyecanlı bir hareketlilik başlardı. Hazırlanan malzemeleri atı olan atına katırı olan katırına olmayan kendisi yüklenmek suretiyle hayvanlarını önlerine katarak tutarlardı yaylanın yolunu. Yaşlısından çocuğuna varana kadar herkes bu günü büyük bir heyecanla beklerdi. Takriben 15 ile 20 KM uzaklıkta bulunan yaylalarımıza köylüler genç kızlar genç delikanlılar kısaca herkes bayramlık elbisesini giyer yayla yolunda gençlerin hep bir ağızdan söyledikleri türküler ve kuzuların zil sesleri eşlik ederdi.       Bütün gayretler, Güneşin farklı doğduğu Karkente güneş doğmadan, kardelenler başını göye kaldırmadan sinek çıkmadan serin yayla havasının hudutları içine girilir ve buram buram yayla kokusunun hissedilmesiyle yayla hayatına ilk adım atılmış olur. Uzaklardan sesler duyarsınız kuzuların seslerine karışan  çobanın kaval sesini  yada genç kızların yürek yakan türküleriyle başlar yayla yaşantısı.

Bu arada il dışında misafir olarak yaylalarımıza ticari amaçlı olarak  gelen Beritanlılar, Şavaklar vb. göçebe aşiretler yayla mevsiminin 10-15 gün öncesinden bulundukları illerden hareket ederek ilçemizin bereketli yaylalarına gelmek için hayvanlarını da önlerine katarak yüzlerce km lik yolu katledip   Çavresi , Şerefettin, Bingöl Dağları ve Kartal eteklerinde bulunan yaylalara , kimisi de diyer yaylalara gitmek için çileli ve  çileli olduğu kadarda bereketli yolculuklarına başlarlardı.

Yaylaya varıldımdı hayvanların selameti, tatsız olayların olmaması, insanların neşe ve mutluluk içinde olması, kısaca yaylanın ve hayvanların emniyeti için çoban yaylanın emniyeti için ise bekçi tutulurdu. Bir yandan kuzusunu arayan koyunların melemeleri, sevinçten böğüren boğalar, at kişnemeleri; bir de buna çobanın yanık kaval sesi karıştı mı insan kendini başka bir alemde zannederdi.

            Yaylalar şenlenip, bir yıl önce yolcu ettiklerinin bazılarını gerdanımdaki güllerle, sümbüllerle, papatyalar ve kışın bütün zorluklarına ve yokluğa inat baharın gelmesiyle metrelerce karı delip çıkan Kardelenler tarafından yaylacılar büyük bir sevinçle karşılanmaktadır. Sulak gürül, gürül pınarlar şırıl, şırıl akmaktadır. Şerefettin yaylası , en güzel libası ile sahiplerini karşılamıştır. Şeref Dağlarının eteklerinde   hala beyaz kar örtüsü uzaktan göz kırpmaktadır

            Karlıova ve çevresindeki yaylacılık çobanlık yaşantısı, pastoral bir hayata benzese de bu  benzerlik sadece yaylacılık kavramının kullanımında kalmaktadır.  Karlıova’ da ki yaylacılık 2,5 - 3 ay sürmektedir. Yaylada mera ve su kaynaklarının bolluğu, plato düzlükleri, yüksek ve serin olmaları, hayvancılık için doğal ortamın müsait bunması böyle bir durumu ortaya çıkarmaktadır.

            Karlıova’da   yaylacılık dikey ritmik hareketler şeklinde görülür. İlçe  merkezi,   ile, köylerinin bu ritmik hareketin içinde olduğu görülür. Yayla evleri, geçici kon veya çardak yapılarda oluşmaktadır, Karlıova ve Çevresinde bulunan yeryüzü şekilleri itibari ile çok dağınıktır. % 10.2 dalgalı, % 7.3’ü yayla  ve %’.5 ‘i ova karakterlidir. yamaç, etek ve sırt yayla yerleşimi durumundadır. İklim ve arazi yapısı bakamından Karasal İklimin kesiştiği geçiş noktasıdır. Sabah saatleri  çiseli, bulutlu günlerde ise sis her zaman görülür. Yaylalar, köylerin isimleri ile anılır. Birbirinden uzak değil, küme halinde sık dokulu tiptedir. Karlıova’da  yaylalar sıradağ grupları  içinde yer almaktadır.

            Yayla evleri Kon (Keçi ,Teke) kılında yapılır ve taşlardan yapılmış, köylü ailesinin sosyo- ekonomik yapısına göre ilkel bir görüntü sergilemektedir. Dörtgen şeklinde ya tek kiriş (mahalli adı kon) ya da çift kiriş üzerine yuvarlama ve mertek, genel de ise Sal taş ile örtülüdür. Girişte karşınıza gelecek şekilde ocaklık, iki yanında taş ve toprak karışımı kulin (Şömine) bulunur. Sekilerde keçe, kilim ve cecim örtüleri  sergi olarak kullanılır.

                Sonbahar aylarında soğukların bastırmasıyla birlikte köylere dönüş için hazırlıklar başlar, bu defa bereket dolu yükler hazırlanırdı.  artık ne koyun ne kuzu sesi kalırdı. O berrak yıldızlı gecede yayla sessizliğe bürünürdü. Yapılan yağlar, lorlar, peynirler, Çökelekler yuklenir atlara katırlara atı katırı almayan vurur sırtına yükünü köye doğru tozlu dar yollardan uzun konvoylar oluştururlardı. Böylece bir yayla mevsimi daha geçer, köye dönülür. Yaylada elde edilen Tulum Peyniri, Yağ ,Çekelik, Beyaz Peynir ve Yağlar hediyelik olarak hazırlanır uzakta bulunan yada yaylaya çıkmayanlara hediye olarak verilir. Bir sonraki yayla sürecine kadar köy içerisinde çeşitli etkinlikler yapılır ve dört gözle bir sonraki yaylaya çıkma zamanı beklenirdi.

.

  BİNGÖL ÇOBANLARI

Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum
Bu dağların eskiden aşinasıdır soyum
Bekçileri gibiyiz ebenced buraların
Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların
Görmediği gün yoktur sürü peşinde bizi
Her gün aynı pınardan doldurur destimizi
Kırlara açılırız çıngıraklarımızla.


Okuma yok, yazma yok, bilmeyiz eski yeni
Kuzular bize söyler yılların geçtiğini
Arzu, başlarımızdan yıldızlar gibi yüksek
Önümüzde bir sürü, yanımızda bir köpek
Dolaştırıp dururuz aynı daüssılayı
Her adım uyandırır acı bir hatırayı!

Anam bir yaz gecesi doğurmuş beni burda
Bu çamlıkta söylemiş son sözlerini babam
Şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda
"Suna"mın başka köye gelin gittiği akşam.


Gün biter, sürü yatar ve sararsan bir ayla
Çoban hicranlarını basar bağrına yayla

Kuru bir yaprak gibi kalbini eline al
Diye hıçkırır kaval.

Bir çoban parçasısın, olmasan bile koyun
Daima eğeceksin başkalarına boyun
Hülyana karışmasın ne şehir, ne de çarşı
Yamaçlarda her aksam batan güneşe karşı
Uçan kuşları düşün, geçen kervanları an
Madem ki kara bahtın adını koydu çoban!

Nasıl yaşadığından, ne içip yediğinden
Çıngırak seslerinin dağlara dediğinden
Anlattı uzun uzun.

Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun
Nadir duyabildiği taze bir heyecanla
Karıştım o gün bugün bu zavallı çobanla
Bingöl yaylalarının mavi dumanlarına
Gönlümü yayla yaptım Bingöl çobanlarına.

Kemalettin KAMU

 

 

   
Ana Sayfa

 


Bu Site T.C.Karlıova Belediye Başkanlığı'nın Bir Kültür Hizmetidir.  bilgi@karliova.bel.tr   Design by KC Grup
Copyright T.C. Karlıova Belediye Başkanlığı - 2006

Resimler : Foto Eylül / Karlıova - Kenan Camekan / İstanbul